Tv Taraftarlığına ! KarşıYaşasın Tribün Kültürü
Gündüzleri araba egzostlarının fabrika dumanlarına karıştığı, çoğunluğunun emekçilerden oluştuğu, akşam olunca herkesin dinlenmek için evine kapandığı bir şehir..
Işıl ışıl gece hayatının yaşanmadığı, günün yorgunluğunu evinde içtiği bir bardak demli çay ile atan kendi halinde bir şehrin sakinleri..
20 yılda yaklaşık % 1000 büyüyen sanayisi, yazı-tozu-kızı Horozu Pamukkalesi ve birçok antik kenti ile Ege’nin İncisi, Türkiye’nin kendi kendini geliştirebildiği ve nüfus dağılımına göre -İstanbul’dan sonra- en çok göç alan şehir..
1. derece deprem bölgesi, yörüğü lazı çerkezi ile kozmopolit bir yaşam süren, dimdik ayakta duran bir şehir..
Ve o şehrin boynu bükük çocukları.
Kimdir bu çocuklar? Neyin nesidir? Kim tanır kim bilir?
Aslına bakarsanız bu çocuklar bu kentin gerçek sahipleridir.. Her maç gününde Bayrağından sonra kutsal gördükleri ikinci bayraklarını, YEŞİL-SİYAH formalarını giyip atkılarını takıp düğüne gidermişçesine şen şakrak alırlar stadyumun yolunu..
Ve içlerindeki sevinci aşık olduğu renklere tezahüratlarla armağan ederler, sahada formayı kimin giydiğini umursamadan..
Medyanın ve çevrenin empoze etmeye çalıştığı üç büyük yalanına gözünü açabilen, ekmek yediği kente ve onun nimetlerine ihanet etmeyen, gerçek taraftarlardır bu çocuklar..
Son haftalarda üst üste aldığı darbelere göğüs gerip, arkasından konuşmalarına aldırmadan, basiretsiz bir yönetime ruhsuz oynanan futbola bakmadan, her şeye rağmen formaya armaya renklere aşık olan çocuklar bunlar..
Yensen de yenilsen de inadına seveceğiz türküsünü diline dolamış, yağmura güneşe aldırmamış cefakar taraftarlar, ve çektikleri çile..
Önce Tatangalarıyla ünlü Sakaryaspor ile başladı Yeşil-Siyah’ın çilesi..
Ardından Hodrimeydan diyen Kocaelispor düştü kümeye..
Peki ya milyonlarca yıllık tarihi olan Horozları ile ünlü Denizlispor?
Tozu dumana katarak giderken Bankaysa 1. Lig’e, akıllarda tek bir soru işareti beliriyor..
Yeşil – Siyah Çile mi ?
Bizler Denizlisporlu olarak, öncelikle sevmenin ligi olmaz ile başlıyoruz kendimizi avutmaya.. Çünkü biz bu takımı Süper Lig’te sevmedik. Ama hak etmediğimiz mağlubiyetlere de göz yumamayız..
2002 – 2003 yıllarında Uefa Kupasında Lyon’u, Prag’ı, Porto’yu, Lorient’i deviren şanlı kulübün taraftarları olan Horozlar, bugün boynu bükük yetim çocuklar gibiler..
Geçmişteki rakiplerimize bakıp ta iç geçiriyoruz tekrar..
Yeşil – Siyah Çile Mi ?
Hülya Gökmen

Başlarken...
Tekrar tekrar anlamak,başkalarına öğretmek lazım.İlk yazımızda hocamızdan alıntı olsun.
BU ŞEHİR SİZİN.ONA İYİ BAKIN...